|
6 Şubat 2000
Değerler
yok edilemez ki...
Muhsin
Ertuğrul'un dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Altın çamurda
bile ışıldar"... Onun, yeteneğe olan sonsuz inancı, yetenekli
bulduğu her genci, daha iyi, daha güzel, daha doğruya, yetkinliğe
ve mükemmelliğe itmesine yol açardı. Ve Muhsin Hoca'nın bu
çabasından yalnız Türk tiyatrosu değil, müziği, operası ve
edebiyatı da kazançlı çıktı. Saldırılara, küfürlere, sövgülere,
kışkırtmalara karşı o "Siz işinizi yapın" derdi. Başarılı
bir eser , balçıkla sıvanamaz; değerler, çamurla yok edilemez...
Şu günlerde çok sık Muhsin Ertuğrul'u düşünüyorum...
Yılmaz
Güney filmleri , sinema tarihimizde yerini aldı. Yıllardır
olduğu gibi , onun sinemasını yasaklayabilir ya da şimdilerde
olduğu gibi onun kişiliğine saldırabilirsiniz. Ama sinema
tarihindeki o yeri yok edemezsiniz.
Yabancılaştırma
ya da dışardan bakma yöntemleri işe yarayabilir: Visconti'ye
"eşcinsel" sözcüğünün gerisindeki tüm sıfatları savurmak,
Polanski'nin karanlık ilişkilerini ortaya dökmek, Frank Sinatra'nın
mafya sevdasını gündeme getirmek, onların "iş"lerinden, ortaya
koydukları eserlerden hiçbir şey eksiltmeyeceği gibi, kişiliklerine
ilişkin bilgimize yeni hiçbir şey katmaz, kültür haznemizi
zenginleştirmez.
X
Değerler deyince... Benim için Türkiye'nin en değerli kültür
insanlarından biri Talat Halman'dır.
Her
biri, bir ders, daha doğrusu keyif kaynağı, sevinç kaynağı
bir ders niteliğinde olan yazıları kadar , İngilizce çevirileri
ve konferanslarıyla da, yalnız Türkiye'ye değil, hayata ve
dünyanın ortak kültür mirasına hizmet ediyor , katkıda bulunuyor.
Onun
Yunus Emre, Mevlana ve daha nicelerinden yapığı İngilizce
çevirileri okusanız, Yunus Emre de, Mevlana da hep İngilizce
yazdılar, İngilizce söylediler sanırsınız... Elbet bu çabaları,
medyamıza , mankenlerimizin ya da pop şarkıcılarımızın başarıları
kadar yansımıyor... Ne beden ölçüleri, ne saç biçimiyle ilgi
odağı olamıyor... Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölüm
Başkanı ama , çoğunluk için, o iş de vergi kaçakçılığı kadar
ilginç değil!
Dış
İşleri Bakanlığı'nın "Üstün Hizmet Ödülü"nün Talat Halman'a
verilmesi , benim için Talat Halman'ın değil, yüreğimdeki
"Devlet"in değerini arttırdı. Bu nedenle de İsmail Cem'e teşekkür
ediyorum. (Talat Halman'a teşekkürümü, zaten her fırsatta
iletmeye çalışıyorum)
X
Bir teşekkür de piyanist Fazıl Say'a borçluyum. Ödüllerine
yeni bir ödül katıp, Fransa'nın en prestijli ödüllerinden
birini daha kazandığı ve bana böbürlenme zemini yarattığı
için değil yalnızca... "Uçak Notları" adlı kitabı için de
teşekkür...
Her
satırını damıta damıta, birçok satırın altını çize çize okudum
"Uçak Notları"nı... Fazıl Say gibi bir "fenomen"in Türkiye'den
nasıl çıktığına dair ipuçlarını toplayarak, bilincin pusulası
ve müzikal duyarlılığın rotasına takılarak, renklerle sesler
arasında, yaratıcılıkla yorumculuk arasındaki o ince keskin
çizgide gidip gelerek okudum ... Müziği notadan damıtarak
akıtan , yani piyano çalan ve elleri aya uzanan çocuğun ,
sevgi ve hırsla, bilgi ve inatla, mutluluk ve hüzünle çevrili
derin bir kuyuya dalışını izledim. (Yaşı kaç olursa olsun,
risk almaktan korkmayışı ve yorumculukta kendine tanıdığı
sonsuz özgürlükle bir yanı hep çocuk kalacak.)
Onun
gözleri ve yüreğiyle başka yorumcuları ve bestecilere ilişkin
nice ayrıntıyı öğrendim, onun vurgulamalarıyla zenginleştim.
Ve en çok, en çok hocalarına (Mithat Fenmen, Kamuran Gündemir
, İlhan Baran ve Almanya'da David Levine ) duyduğu saygı ,
sevgi ve kadirşinaslığa hayran kaldım. Müziğe adanmış bir
yaşamın her sayfasında içim ürperdi , içim ısındı. Değerlere
sahip çıkışına saygı duydum.
Ben,değerlere
sahip çıkılmasından yanayım . Ya siz?
|