|
Katmandu'dan
Meksika'ya
Bir
tren sesi, vapur sesi, uçak sesi, kısacası, bir yol sesi duymayagöreyim,
yüreğim, pır pır... O yol sesi ister çoook uzaktan, dünyanın öbür
ucundan gelsin, ister çok yakından, yaşadığım İstanbul'un hemen
yanı başından. Yeter ki gelsin... O ses geldi mi, yolculuk başlamıştır
bile; yüreğimde, kafamda, düşlerimde, içimde. Artık kollarımı kocaman
açıp, bilinmeyeni kucaklamaya hazırımdır.
Mesleğim
gereği bu yol sesini sık sık duydum. Gidilecek yer değildi önemli
olan. Önemli olan gitmekti. Çünkü gitmek, yaşamı yoğunlaştırmaktı.
Gitmek, zamanı, alanı, yaşamı yeniden yoğurmak, yeniden biçimlendirmekti...
Her gidiş, tarih içinde, coğrafya içinde bir yolculuktu; başka toplumlara,
başka insanlara...
Nereye
ve hangi koşullarda olursa olsun, hiçbir gidişe hayır demedim. Nereye
ve hangi koşullarda olursa olsun, hep daha öteye gitmeye çırpındım.
"Daha öte"yi belirleyen kilometreler değil, yüreğimin
atışlarıydı. Oralarda geçirdiğim süreyi belirleyen ise günler, haftalar
değil, içimdeki coşkuydu.
Ülkeden
ülkeye sınırlar aştım, insandan insana köprüler kurdum. Sınırlarla
köprüler arasında, kendimi bulmaya çalıştım. Yanımda hiçbir zaman
pusula ya da harita taşımadığımdan, yolumu hep sordum. Kaybolmaktan
korkmadım.
Yeryüzünün
yedi değil, yetmişyedi harikasını gördüm. Yer yüzünde olmaması gereken
acıları felaketleri de... Harikalarla felaketler arasında parçalanmamak
için, cankurtaran simidi yerine insanlara sarıldım. Boğulmama hiç
izin vermediler. Onlara teşekkürüm sonsuz.
Bu
kitaba, belli bir amaçla (kongre, festival, seminer vb.) gittiğim
ve kaçınılmaz olarak yalnız ve yalnız o amaç çerçevesinde gelişen
yolculukları anlamadım. Seçimimi, toplumları tanımama olanak veren
yolculuklardan yana yaptım. Çünkü her gidişte (ve her dönüşte) ne
gördümse, ne öğrendimse, ne yaşadımsa, anladım ki yeryüzünün en
müthiş, en korkunç, en harika ve en şaşılası yaratığı insan.
Yeryüzü,
bilmediğimiz, tanımadığımız, merak bile etmediğimiz, tanımaya pek
de çalışmadığımız toplumlarla dolu. İnsanı, toplumları tanımaya
çalışmak belki bir adım... Daha güzel, daha sıcak, daha sevinçli,
daha mutlu gidişlere bir adım...
Sayfa
9-10
|