|
Bu
Cennet Bu Cehennem
Kitaptan
bir bölüm;
İki
paket sigara...
Diyarbakır'ın
uç mahallerinden birindeyim. Sigara almak için bir bakkala girdim.
Tam öğle vakti.
Bakkalda
benden başka iki üç müşteri daha var.
Ben
içeri girince, içlerinden biri, kasadaki yaşlı adama "İstersen,
önce turiste bak", dedi.
Yaşlı
adam bana doğru yöneliyordu ki, "Ben turist değilim."
dedim. "Beklerim" diye de ekledim.
Turist
değilim sözü üzerine bakkaldakiler birbirlerine anlamadığım bir
dilde bir şeyler söylediler. Nedense bir açıklama yapma gereği duydum
ve durup dururken, "Gazeteciyim, yöreyi dolaşıyorum" dedim.
Kimse
bir şey demedi.
Bakkal,
adamlara istediklerini verdi: Dört ekmek, yüz gram zeytin, iki yüz
gram beyaz peynir... Bunları vermek için dükkanın bir orasına, bir
burasına gidip gelirken arada hep bana bakıyordu... Yine kasanın
arkasına geçti. Kasa dediğim, içinde demir bir para kutusu bulunan
bir çekmece... Çekmecenin önündeki tabureye oturdu. Çekmeceyi açtı.
Yine bana baktı. Bir bana, bir çekmecenin içine bakıyordu.
Parayı
aldı. Paranın üstünü verdi. Yine bana bakıyordu. Adamlar ekmek,
peynir, zeytini alıp çıktılar.
Sıra
bana gelmişti.
"Camel
var mı?" dedim.
"Yoktur." Dedi.
"Öyleyse iki paket Samsun olsun," dedim.
Yaşlı
adam, taburesinden inmeden arkasına uzandı. Raftan iki paket alıp
bana uzattı.
"Borcum
ne?" diye sordum.
"Borcun yoktur" dedi.
Bir an duraladım. "Sigaraların parasını ödeyeceğim. Ne kadar?"
dedim.
"Borcun yoktur dedim ya" diye tekrarladı.
"Nasıl olur... İki paket sigara aldım..."
Yaşlı
adam durdu durdu, çekmecenin içindeki demir kutuyu kaldırdı. Kutunun
altındaki kağıtları karıştırdı ve içlerinden iki gazete küpürü seçip
önüme koydu.
Önümde
Milliyet gazetesinden kesilmiş iki küpür vardı. Oldukça eskiydiler.
Epeyce sararmışlardı. Tepesinde "Esintiler-Zeynep Oral"
yazıyordu. Yanında fotoğrafım...
Ve
yaşlı adamın şöyle dediğini duydum;
"Oğlum
ve ben on dokuz ay boşu boşuna Diyarbakır Cezaevinde yattık. On
dokuz ayın sonunda, suçunuz yoktur diye bıraktılar... Ama içerideki
bütün o zamanda senin şu iki yazı hep yanımızdaydı... Hap okuduk,
hep gözümüz gibi sakladık... Kurtulduktan sonra da, gördün işte
yine yanımdadır..."
Durdu
durdu ekledi.
"İki
paket sigara... İki paket sigara, borcumuzu ödemeye yetmez ama..."
Sustu.
Sevgili
okurlar, o gün bugün yazmayı sürdürmemek için, artık yazmamak için
neden, bin gerekçe sıraladım kendisine... Ama her seferinde, Diyarbakır'lı
yaşlı bakkalın anısı karşıma çıkıp direndi. Yazmamama izin vermedi.
"Haydi,
bir yazı daha, bir yazı daha" deyip durdu.
Ben de söz dinledim.
sayfa
9-10-11

|