|
|
| YAZILAR
2012 |
Fethullah Gülen ve Tiyatro |
|
18. İstanbul Tiyatro Festivali doludizgin sürüyor. "Keşfedilmeyi" bekleyen nice yol yordam, nice yöntem, nice tat, nice düşünsel alan, nice oyun... Bu arada tiyatro kurumları, mekânları ve tüm sanatlar üzerine de baskılar ve yeni "oyunlar" sürüyor... Elbet direnişler, protestolar ve başkaldırışlar da...
|
 |
O Akşam... Ankara'da... |
|
Ben böyle bir şey hayal bile edemezdim... Ricamı kırmayıp, o dev sahnede bir araya gelen sanatçı dostlar da galiba bu kadarını beklemiyordu... Muhteşemdi, olağanüstüydü... Gazetemizin 88. kuruluş yıldönümü kutlamasından öte bir akşama dönüştü...
|
 |
Hüzün... Sevinç... Direniş... |
18. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ AÇILDI:
Önceki akşam İstanbul Tiyatro Festivali'nin açılışında, ağzına dek dolu Lütfi Kırdar Salonu'nda üç duygu ve olgu iç içe geçmişti. Hüzün, Sevinç ve Direniş...
|
 |
Parayı veren düdüğü çalamaz! |
|
"Yahu siz kimsiniz? Siz her konuda söz söyleme, her konuda otorite olduğunuzu iddia etme ehliyetini nereden alıyorsunuz? Bu ülkede tiyatro, sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz? Geçti o günler. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, bu milleti azarlama dönemi geride kalmıştır. Devlet eliyle tiyatroculuk olmaz." (...)
|
 |
Cüneyt Türel: Sesi, Sessizliği, Sevinci, Hüznü... |
Cüneyt Türel... O, tiyatrocu. Oyuncu ve yönetmen. O, mesleğine tutkun, mükemmeli arayan yorumcu. O, hayatı seven, hayata saygılı insan. O, bir aydın... Cüneyt Türel'i, yaşamda da, sahnede hayat verdiği Çehov karakterlerine benzetirdim: İyi yürekli, çalışkan, sevgi dolu, yaşama ve çevresine saygılı, yarının daha güzel olacağına, daha güzel olması gerektiğine inanan, Çehov'un iyi insanlarına ne çok benziyordu...
|
 |
Sizin Hiç Babanız Öldü mü?
|
|
"Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum" diye başlar Cemal Süreya'nın o insanın içini acıtan şiiri. Sonra, çocuk gözü, çocuk diliyle, ama bilge şair, usta şair yüreğiyle anlatır içinin yanışını... "Bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü..."
|
 |
SANATA BASKI, DEMOKRASİYE İNANMAMANIN SONUCU:
'Taklayı siz atın, sanatı bize bırakın'
|
|
Önceki gün sanatçıların özgür tiyatro için yaptıkları yürüyüşte, şu slogan dikkat çekiciydi: "Taklayı siz atın / Sanatı bize bırakın. Beyoğlu Kumpanya." Sanki şu son dönem yaşadıklarımızı çok güzel özetliyordu bu slogan. Üstelik ülkemizdeki egemen güçlerin anlayacağı dili kullanıyordu.
|
 |
"Godo'yu Beklerken" |
|
Samuel Beckett "Godot'yu Beklerken" adlı oyunu 1949'da Fransızca yazdı. 1953'de kendi İnglizceye çevirdi. Bir yıl sonra 54'de İstanbul'da Küçük Sahne'de oynandı. AST bu oyunla 1963'de açıldı.
|
 |
Behçet Aysan, Metin Altıok , Fazıl Say:
Şiirlerle 'SES'lenmek...
|
|
Ankara'da olağanüstü bir akşamdı. Türk Tabipleri Birliği'nin Sivas'ta yitirdiğimiz insanlarımız anısına her yıl düzenlediği Behçet Aysan Şiir Ödülü gecesiydi. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'ndeydi. Salon hınca hınç doluydu.
|
 |
Canım Meral |
Canım Meral, bak işte, daha şimdiden, seninle konuşmaya başladık bile...
Hayır, dileğini gerçekleştiremedik, küllerini Gökova'ya serpemedik... Dün seni deniz kenarındaki o cami bahçesinden yolcu ederken Boğaz'ın sularına usulcacık bir demet kır çiçeği bıraktım. Bir yolunu bulup Gökova'ya ulaşırlar nasıl olsa...
|
 |
Hüseyin Baş ve Dostluklar Dünyası |
Sevgili Hüseyin Baş...
Önceki gün Leylâ Erbil telefon edip haber verdiğinde...
Bir kapı kapandı. Aydınlık bir yola açılan kapının ardında "Dostluklar Dünyası" vardı. Her acı haber geldiğinde o dünyayla aramda bir duvar daha örülüyor, bir kapı daha kapanıyor.
|
 |
Se-vi-ne-mi-yo-rum... |
"12 Eylül yargılanıyor" diyorlar. "Neden sevinemiyorsun?"
Neden sevinemediğimin yanıtı bence çok hem de çok açık. Günlerdir gazetemizde birçok yazar, neden sevinemediklerini açıklıyor. Ama hâlâ anlamak istemeyenler var. Ben de kendimce anlatmaya çalışacağım.
|
 |
Nurhan Atasoy ve Lale Uluç'tan dev bir eser:
Osmanlı Kültürünün Avrupa Serüveni |
|
Yıllar sonra, Nuru Osmaniye Caddesin'de eski Milliyet binasına gidecek olmak beni heyecanlandırmadı desem yalan olur! Gitmek zorundaydım çünkü birikimine ve çalışkanlığına hayran olduğum Nurhan Atasoy ile Lale Uluç'un ortak çalışması "Osmanlı Kültürünün Avrupa'daki Yansımaları: 1453-1699" adlı dev eserin tanıtımı buradaki "rmaggan"da yapılacaktı.
|
 |
Joan Baez'den Sevgilerle... |
|
Kaçmak. Korku imparatorluğundan uzaklaşmak. Yaşamanın, soluk almanın, işini yapmanın, sürekli bir gerilime ve kavgaya dönüşmediği bir ortamda bulunmak... Acı çekmeden haberleri izleyebilmek, acı çekmeden yazı yazabilmek...
|
 |
Zaman Aşınır! Ya Vicdanlar? |
Düşünceye engel olunabilir mi?
Hayır olunamaz. Hapse koyun, hücreye tıkın, işkenceden geçirin... Nafile... "Zararlı" düşünceyi barındıran kafayı kesin, ipte sallandırın, boynunu koparın... Yine nafile... Aynı zararlı / sakıncalı / muhalif / ya da Başbakan'ın terminolojisiyle "taraf olmayıp bertaraf edilecek" düşünce barındıran ne kadar kafa varsa, tümünü yakın ya da yok edin, yine de düşünceyi öldüremezsiniz... Düşünce yaşamaya devam edecektir...
|
 |
Hapishanede Özgür Olmak! |
|
"Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Büşra Ersanlı ve Ayşe Berktay'ı ziyaret talebi hususundaki ilgili dilekçeniz incelendi ve..."
|
 |
Margarita Papandreu'dan Mesaj var: |
"Kalbimizi ısıttınız..." |
|
Araya 8 Mart haftası girince, Atina yolculuğuna ara verdim. WINPEACE (Türkiye- Yunanistan Kadın Barış Girişimi) temsilcileri olarak, dayanışma duygularımızı iletmek üzere gittiğimiz Atina'dan izlenimlerimi daha önce okudunuz: Yokluk içinde sonsuz bir dayanışma; yokluk içinde sanat etkinliklerinden ve eğlence kültüründen vazgeçmeme...
|
 |
Kadın – Erkek eşitliğine direnen ülkem... |
Ülkem, ülkem, benim güzel ülkem; yıllardır mehter adımlarıyla bir ileri, iki geri giden ülkem...
İktidarlar değişse de kadına karşı tavrı değişmeyen Erkek ülkem...
Kadına ilk kez olumlu ayırımcılık sağlayan, gerçekleştirdiği devrimlerle sağlayan Mustafa Kemal Atatürk'ün dışında hiç bir liderin kadınlara öncelik tanımadığı ülkem...
|
 |
|
 |
 |
 |
| |
 |
 |
| |
‘Leyla Gencer Altın Orfe Ödülü' Pervin Çakar'a verildi !
O akşam, Paris'te...
|
| |
"Paris'te 2012 Altın Orfe Ödülleri verilecek: Leyla Gencer'e adanmış, büyük divanın adını taşıyan ödülü, jürimiz, genç Türk soprano Pervin Çakar'a verme kararı aldı. Opera Bastille'deki törende Pervin Çakar'a ödülü sizin vermenizi istiyoruz. Gelebilir misiniz?" |
|
| |
 |
| |
Güzel Bir Sözcük: Cumhuriyet
|
| |
Başlıktaki sözcük, güzel bir sözcük, sevdiğim bir sözcük... Çalıştığım gazetenin de adı... Cumhuriyet gazetesinin isim babası Atatürk... |
|
| |
 |
| |
İsveçli Parlamenterlerin
'İleri Demokrasi' Şaşkınlığı
|
| |
Masanın çevresinde üç konuk, üç ziyaretçi... Üç İsveç milletvekili: Desiree Pethrus Hıristiyan Demokrat Parti'den. Yıllarca partisinin kadın kolları başkanlığını yapmış, halen AB ilişkilerinde sözcü ve etkin rol oynamakta... |
|
| |
 |
| |
Ferzan Özpetek büyüsü... |
| |
Daha filmin ilk ama ilk anından ( klasik, mücevher niteliğinde bir tiyatronun sıralarını doldurmaya başlayan seyircilerin, perde aralığından izlenmesiyle birlikte) tiyatro büyüsü geldi içime yerleşti...
|
|
| |
 |
| |
Bunu Konuşabilir miyiz? |
| |
Salon tıklım tıklım doluydu. Işıklar söndü. Perde açıldı. Modern dans adımlarıyla bir oyuncu sahnenin en önüne geldi. Gözlerimizin içine bakıp şöyle dedi:
|
|
| |
 |
| |
Olağan Şüpheliler... |
| |
Son günlerde Başbakan hesap kitap yapıyor, topluyor, çıkarıyor, bölüyor çarpıyor, hapiste tutuklu gazeteci sayısını 3 haneli sayılardan tek haneli sayılara düşürmek için, insan üstü bir çaba harcıyor... Yalnız o mu; tüm hükümet bu yolda sonsuz bir gayret içinde! Egemen Bağış BBC'de soruları yanıtlarken şöyle bir yorumla karşılaştı:
|
|
| |
 |
| |
İyi ki varsın Tarık Akan... |
| |
Bu akşam Nürnberg'de, Türkiye - Almanya Film Festivali'nde Tarık Akan'a Onur Ödülü veriliyor. Daha önce bu sayfalarda haberini okumuşsunuzdur. Bu akşam başlayacak ve 11 Mart'a dek sürecek olan 17. Türkiye Almanya Film Festivali, Tarık Akan'a bu onur ödülünü "Türkiye'de sinema sanatının gelişimine ve uluslararası alanda tanınmasına yaptığı kalıcı katkıları" nedeniyle veriyor.
|
|
| |
 |
| |
Kandıra... |
| |
Bazı yerlerin , yörelerin adı, benim içim bir semt aldı olmaktan çoktan çıktı. Örneğin, 12 Eylül darbesinden bu yana "Mamak" dendi mi , "Metris" dendi mi benim aklıma İstanbul ya da Ankara'nın bir semti değil, faşist darbenin zulmü ve cezaevleri geliyor...
|
|
| |
 |
| |
Hiçbir haksızlık gizli kalmaz! |
| |
Son günlerde kucağımdan düşmeyen bir eser, beni dünle bugün arasında, bugünle yarınlar arasında getirip götürüyor...
|
|
| |
 |
| |
11 Yaşında Hamile... |
| |
11 yaşında ve hamile... Önceki gün tüm gazetelerde onun öyküsü vardı... Fotoğraflarda 11 yaşındaki kız çocuğunun gözleri buğulanmıştı, tanınmasın diye...
|
|
| |
 |
| |
2012: Tek Dilek |
| |
Susalım istiyorlar. Sormayalım, sorgulamayalım istiyorlar... Kendi göstermelik, göz boyamacı "hesap sorarmış gibi" yapmaları dışında, kimse hesap sormasın istiyorlar Oysa biz "Hayır" diyoruz.
|
|
| |
 |
| |
|
|
|